Sevgili Halide Abla. seninle ilk kulisin Ust kapı yanındaki koltuklarda tanıştım. Daha önce tanımadığım için bağışla çünkü siyasetle cok ilgili değildim. Bacım gel bakayım buraya, kendini bir tanit bakalm deyişin dun gibi aklımda. Emir verir gibi konuşmanın altındaki sıcaklığı hemen almıştım ve guvenebilecegim bir inşan diye düşünmüştüm. İci dışında olan insanlardan zarar gelmeyeceğini bilecek kadar hayattan kazık yemiştim. Mecliste kadınlar nasıldır diye ürkuntu icindeyken beni rahatlatan tecrübeli bir kadınla karşılaşmak beni cok rahatlatmıştı. Ve ilk öğüdümu almıştım. Bana sakın nefret cevreni genişletme demiştin. Ama merak etme annemin sözünü dinlemem ama bana ilaç gibi gelen bu öğüt her sinirlenişimde aklıma geldi. Abarttigimi zannetme ama her nasihata ihtiyac duyduğumda seni aradım. Birgun Diyarbakır'dan yine seni aradım teşkilatın bir OSMAN Baydemir ziyareti canımı cok sıkmıştı. Telefonda bana verdigin akıl gözyaşlarımı dindirmişti. Meclis kürsüsünden bürokrasiyi cesurca eleştirmene hayran kalmıştım. Ama ben asla yapamam. Bazan azarlar gibi eleştirilerine de maruz kaldım. Ama hiç gocunmadim. Biliyordum ki beni seviyorsun ve iyiliğimi istiyorsun. Çünkü ben seni seviyorum ve sevgi karşılıksız olmaz. Önümüzdeki donem burda olur muyum bilmiyorum. Ama eger olursam cok arayacağım ender insanlardan biri sensin. Gerçi yolumuzun hep kesişeceginden ve bu dostluğun hiç bitmeyeceğinden de eminim. Halide Abla sen bu meclisin hep Aysel Gürel'i gibiydin. Zeki, aykırı, içten, samimi ve üretken. Teşbihte hata olmaz. Ne yapayım? Bana hep öyle sıcak geldin.
Yeşil çayının telvesine sinirlenmem, ağır ağır dünyayı sallamayan tarzda yürüyüşün, pogacayi yedikten sonra ben bunu niye yedim diye söylenmen cok tatliydi.
Ne güzel bir ablasin sen Halide Abla.
Metin, sayfa görüntüsünden otomatik olarak aktarılmıştır; küçük okuma hataları içerebilir. Özgün hâli için sayfa görüntüsüne bakınız.