NE KADAR BİLİRSEN BİL ANLATABİLDİKLERİN; KARŞINDAKİNİN ANLAYABİLDİĞİ KADARDIR

NE KADAR BİLİRSEN BİL ANLATABİLDİKLERİN; KARŞINDAKİNİN ANLAYABİLDİĞİ KADARDIR

Makaleler

26 Şubat 2009 TBMM Genel Kurulu?nda verdiğim ?Araştırma Komisyonu Önergesi? üzerine önerge sahibi olarak söz aldım. Önerge verme nedenlerimi, bu nedenlerle ilgili tespit ve önerilerimi sundum. Çok takdir buldu konuşmam, çünkü ben, herkesin içinden söylediğini, milletin kürsüsünde milletle paylaşmıştım.
Ama gel gör ki; orada beni samimiyetle alkışlayanlar, bu coşkuyu birilerinin görüp, kulaklarını çekmesinden korkmuş olacaklar ki; ağız değiştirip yaptığım sistem analizini, ?vay be, gördünüz mü nasıl da iktidarı eleştiri?ye döndürdüler?
Oysa konuşmamda, günlerin ve yılların değil on yıllarca süre gelen bazı konularla ilgili aksaklıklara dikkat çekip tavsiyelerde bulunmuştum.
Çünkü biz yılların biriktirdiği problemleri çözmeye kararlı, aynı zamanda geleceğe de ışık tutma kabiliyetine ve kapasitesine sahip bir partiyiz, ben de bu partinin bir mensubuyum.
Milletin kürsüsünde milletimle paylaştıklarımı anlamaktan ve algılamaktan yoksun olanlar, varsınlar bu analizleri cehaletleri içinde kendilerine göre yorumlasınlar.
Şimdi sorarım ki;

? Araştırma komisyonlarının büyük emeklerle hazırladıkları raporların, tozlu rafların süsü olması,
? Bakanlıklar içinde yürütülen bazı çalışmaların, aralarındaki iletişimsizlikten dolayı kaynak israfına yol açması,
? Merkezde çok faydalı olacak diye başlatılan çalışmaların yerele indikçe etkisinin zayıflaması,
? Yapılan KPSS sisteminin kişisel yetenekleri ve yönetim becerisini ayırt etmekte yeterli olmaması,
? Müfredatın yoğunluğunun çocuklar üzerindeki yükü,
? Bazı kurumların sokağın değişen taleplerinin hızı karşısında, aynı hızla hareket edememesi,
? Teftiş sisteminin mevcut sorunlar karşısında yeterli olmayışı?
Yukarıda sıraladıklarım bugünün problemi midir? Partilerinin kuruluş tarihlerinin eskiliği ile övünenler bu ülkede zaman zaman tek başına iktidar oldu. Hatta yine bizi eleştirenler zaman zaman bir iktidara da ortak oldu. Peki onlar bizim görebildiklerimizi görebildi mi? Yâda çözüm yeri olan TBMM çatısı altında yıllardır süre gelen aksaklıkları söyleme cesaretine sahip oldu mu? Ya da güne kadar görebildikleri problemleri halledebilmek adına ne gibi adımlar atmışlardı?

EY MUHALEFET;

Teftiş sistemi başta olmak üzere gelen çözüm önerileri, daha konuşulur konuşulmaz, yaygaralar koparan, milletin her bir problemi çözülmeye kalkışıldığında, çözüm önerilerini Cumhuriyetin tehdidi olarak gösteren, çözümsüzlüğün aktörü olmaya devam eden sizler değil misiniz?
Değişen ihtiyaçları ve kamuoyunun taleplerini, sizin gibi değişmeyen zihniyetlerle uzlaşarak çözmek zor görünmektedir. Siz değişmeyen zihniyet olarak milletin gücü karşısında acze düşmekten hiç kurtulamayacak, AK Parti milletin ümidi olarak hizmetlerine size rağmen devam edecektir.

ÇÜNKÜ

AK Parti iktidarı milletten aldığı yetkiyi, milletin problemlerini, yine milletle, milletin iradesine müracaat ederek çözmeyi ilke edinmiştir. ?Ben yaptım oldu? demek yerine, her adımında sivil toplum ve kamuoyu reflekslerini dikkate almış, konuları milletin gözü önüne sermekten çekinmemiştir.

AMA

Bırakın milletin sesi olmayı, milletin meselelerini düşünme tenezzülüne bile katlanmayan muhalefet; ne yazık ki siyaset yapmayı, itham, iftira ve hakaret zemininden öteye götürememektedir.
AK Partiyi, kadrolarını ve liderini hala tanımakta acz içinde olanlara söylemek isterim ki, biz yürekliliğimizi, cesaretimizi liderimizden almaktayız. Konuşmalarda ikide bir, ?başbakan duymasın? diyenler, bilmeliler ki, başbakanımız; cesaretin, adaletin ve dürüstlüğün tehdidi değil, her zaman teşvikçisi olmuştur.

Siyaseti kişiler ve olaylar üzerinden yapmak yerine ilkesel olarak ?sistem analizi? üzerinden yapmayı prensip edinen birisi olarak, bu cesaretimi yine partimin özgürlükçü, demokratik bir yapıya sahip olmasından aldığımı tekrarlamak isterim.

DEĞERLİ MUHALEFET,

AK Partiyi, felsefesini ve bizleri anlamak için çok çalışmanız gerekiyor, çoooook?
Tavsiyem; söz söylerken ara sıra aklınıza ve gönlünüze müracaat etmeniz. Göreceksiniz ki, söylemleriniz milletin menfaatine doğru hızla değişecektir.
Atalarımız ne güzel söylemiş;
?Söylersen söz söyle
Sözden ibret alsınlar
Söylemezsen sükut et
Seni insan sansınlar?

Menü