ANLAMAKTA ZORLANIYORUM

Makaleler
Oturduğum koltuktan başkanlık divanına bakıyor,?Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir? yazısı altında oturan Meclis Başkan Vekili CHP İzmir Milletvekili Sayın Güldal Mumcu?yu seyrediyorum.

İçim ürperiyor. Düşünüyorum.

Nasıl bir duygu ve hissiyat içindedir acaba?

Merhum Uğur Mumcu gibi bir adamı taşımak ve ona eş olmak çok zor olsa gerek.

Ama daha zor olanı Uğur Mumcu?nun mirasını taşımak?

Faili meçhul bir cinayete kurban giden ve herkesin kaybından büyük bir acı duyduğu Uğur Mumcu?nun bıraktığı mirasta; demokrasi var, insan hakları var ve ölümüne sebep olduğu iddia edilen karanlık ilişkilerin üzerine gitmek var.

Bir kere insanın uykuları kaçar herhalde. Büyük bir devlet, bu kadar güçlü bir istihbarat ve hala Uğur Mumcu?nun katilleri bulunamıyor. Neredeyse Kars?ta öksürülse İzmir?den duyduğunuz sesi göz önünde bulundurarak, Ankara?nın göbeğinde işlenen cinayetin bunca yıldır faili meçhul olarak kalması!!!.

Ona, eş olmak, evlat olmak ya da kardeş olmak?

Onların ve sevenlerinin uykuları kaçmıştır bunca yıl.
Ölüm yıldönümünden yıl dönümüne, mezarına karanfil, çiçek koyup ağıt yakmaktan öte bir şey olsa gerek Uğur Mumcu?nun mirasına sahip olmak.
Ümraniye soruşturmasıyla başlayan dava ile Türkiye?deki faili meçhullerin üzerinde sır perdesinin kalkmaya başladığının iddia edilmesi, sanıyorum bu aileyi ve Uğur Mumcu?yu sevenleri çok heyecanlandırmıştır.

Bir iğne deliğinden sızan ışık kadar olsa dahi, böyle bir kalem erbabının katillerinin yakalanması ihtimali, sanıyorum ailenin, gözlerini kulaklarını dört açtırmıştır.

Bazı şüphe duyulan ölümlerle faili meçhul cinayetlerde, -zaman zaman ekrandan izlediğimiz- alenen konuşmama, olayın üzerine gitmeme uyarıları, eğer bu aileye de yapılmadıysa, insan bir ses, nefes bekliyor aileden. Merhumun erkek kardeşini görüyoruz, ama bulunduğu yer de ilginç geliyor insana. Karışık olan kafalar biraz daha karışıyor.

Sadece infial yaratmak adına toplum için çok önemli isimlerin hedef alındığı, katledildiği ve suçlunun da karşı taraftan olduğu hissini yaratmak için senaryoların kurulduğunu düşünmek, insanların belki de en yakın arkadaşları tarafından yok edildiğini hayal etmek bile, insanın tüylerini ürpertiyor.

Cinayet davalarının handikaplarından birisi de, katilin uzaklarda aranmasıdır. Yeterli delil yoksa genellikle kuşku düşmanları üzerinde yoğunlaşır. Doğal olan da budur. Bir insan ancak düşmanı tarafından öldürülür diye düşünülür. Ama bazen de bu yaklaşım yanıltıcı olur. Bir bakarsınız ki, hiç ummadığınız isim, -ki bu en yakınınızdaki, en dost zannettiğiniz de olabilir- cinayetin faili olabiliyor.

Allah kimsenin başına vermesin, başına gelenlere de sabır versin.

Böyle bir durumda, kaybettiğiniz cana mı yanasınız, katilin bulunamamış olmasına mı?!
Hele bir de, söylentiler, iddialar, şüpheler, ufak dahi olsa ?can?ınızın en yakın bildiğiniz dostlarınızın tuzağıyla kurban gitmiş ihtimalini yaşamak zorunda kalışınıza mı yanasınız?!
Bir yanda çelişkili ifadeler, iddialar, tehditler, susturma operasyonları, devam eden şüpheli ölümler, diğer yanda bir itirafçının (Yıldırım Beğler) merhum Mumcu?nun öldürülmesi ile ilgili açıklamaları…
*****
Yine gözüm dalıp gidiyor Sayın Güldal Mumcu?nun üzerinde?

?Oylamaya geçiyorum, karar yeter sayısı arayacağım? sesi ile gözümü ve zihnimi önüme çekiyorum?

Basına verdiği demeçlerde ?çok bir şey bilmiyorum? demiş, İsrail Büyükelçisi?nin bir öğle yemeğinde, merhuma ?ölümden korkmuyor musunuz?? sorusu belli ki Sayın Güldal Mumcu?nun da zihnine kazınmış?

Söylenecek birçok söz var şüphesiz, ben şimdilik ?suçlar işlenmemiş olsa keşke? diyorum, canı yanmasa insanların, sonra da mademki işlendi, bundan sonra tekrar edilmemesi için, başka canların yanmaması için, suç işlemeye karar verenlere caydırıcı olması için, suçluların ortaya çıkmasının faydasına inanıyorum?

Bilgin, uzlaşının, güvenin, huzurun, adaletin hakim olduğu bir dünyaya sadece özlem duymak değil, onda yaşamak için, herkes elinden geleni yapmalı diyorum?
Menü